Pek çoğumuz, hayatımızın önemli bir döneminde et ürünlerini bir şekilde kullanmış ve temel bir besin maddesi olarak görmüşüzdür. Bunun bir sonucu olarak insan nüfusuna paralel olarak sürekli bir talep ortaya çıkmış ve daha fazla et için endüstri de kendi yatırımlarını yaparak kapasitelerini arttırmaya çalışmıştır. Kapasite artışı o kadar büyük boyutlara ulaştı ki, tüketiciler farkında olmasa bile, üreticiler artık limitlere yaklaştığını anlamış vaziyetteler. Peki bundan sonrası ne olacak? Eti algısal olarak vazgeçilmez kılan şey nedir? Bu yazıda bunları tartışacağız.
Geçmişten günümüze insanların et tüketimi ile ilgili belirli bir geçmişi olmuş; avcılık kültürünün yanında ateşin icadı edilmesi, tarım ürünlerinin keşfi ve bir dizi yenilik ile birlikte hayvanlar evcilleştirilmeye başlanmış ve besin maddesi olarak kullanımı yaygınlaşmıştır. Daha önceki yazımda bahsettiğim üzere (buradan ulaşabilirsiniz) bazı bilimsel yayınlarda etin besin maddesi olarak kullanımı ile birlikte insan beyninin gelişmesi arasında bağlantı olduğu iddia edilmiştir. Ancak durumun böyle olmadığını ateşin icad edilmesi ile birlikte kullanılan tarım ürünlerinin daha sindirilebilir forma dönüştüğünü belirten araştırmalar da mevcuttur.
Günümüze geldiğimizde et tüketimi 21.yy’da ivme kazanmış, sanayi devrimi ve 2. Dünya savaşı gibi olaylar nüfus patlamasına yol açmış bu da eti sürekli artan bir tüketim trendine sokmuştur. Özellikle et sanayisi yaptığı yoğun kampanyalar ile bir yandan etin besleyici özelliğine vurgu yaparken diğer taraftan da özellikle erkek bireylerdeki tüketimi “eril” olmanın bir gereği gibi göstererek artışta ciddi katkı sağlamıştır. Et tüketildiği takdirde “daha masküler, daha aktif cinsel yaşam” fikri o kadar nüfus etmiştir ki günümüzde dahi etkileri görülmektedir. Kısacası et bir cinsel politika üzerine bilinçli olarak dönüştürülmüştür (Etin Cinsel Politikası adlı kitabın okunmasını tavsiye ederim)
Dolayısı ile et tüketiminin yapılan kampanyalar ile bir gereklilik olduğu algısını aşağıdaki şekilde toparlanabilir:
- Atalarımız et ile beslenmiş ve bu günkü yapımıza kavuştuk. Dolayısı ile et tüketilmelidir.
- Et protein ve B12 vitamini yönünden zengindir. Yenilmediği takdirde gelişim durur.
- Et yenilmez ise cinsel performansta azalma meydana gelir.
- Et lezzetlidir.
Dürüst olmak gerekirse lisans öğrenimi boyunca bu konunun bilimsel taraflarını açıklayan bilgiler ile donatıldım. Karşıt makaleleri okuma gereği bile duymadım.(Bu yönde bir teşvik de yoktu. Sınav kağıdına aksi bilgileri yazdığımda muhtemelen dersten kalırdım, neyse). Peki bize öğretilen, üzerinde sürekli kampanya ve reklam yapılan bu bilgiler ne derece doğru ki? Bir fikre milyarlarca insanın inanması o konunun doğru olduğu hakkında bir bilgi verir mi? Sorgulanmalıdır ve başlayalım:
- Atalarımız et ile beslendiği için şu anki yapımıza kavuştuk: Bu konuyu irdeleyebilmek için bazı tarihsel süreçleri bilmemizde fayda var.
Yapılan çalışmalar, insanoğlunun ateşi yaklaşık olarak 1, 42 milyon yıl önce kontrollü olarak kullanmaya başladığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, daha önceden 12 bin yıl önce insanların düzenli tarıma geçtiğini bildiren çalışmalar, İsrail tarafından yapılan araştırmalarda bu sayının 23 bin yıl öncesine kadar gittiğini belirtmektedir. Diğer bir deyişle, tarım ürünlerini kullanmaya başlayana kadar insanoğlunun modern beyin yapısının şekillendiği önermesinde sadece bu verileri kıyaslayarak doğruluk payı olduğunu söyleyebiliriz. Bu zaman dilimlerini aşağıdaki infografikte kıyaslarsak özellikle ateşin icadı ile birlikte beyin kapasitesinde ciddi bir artış olduğu görülmektedir.

Ancak burada düşünülmesi gereken bir konu daha var: Evrimleşme süreci içerisinde et tüketimi, ateşin icadı ve düzenli tarıma geçiş kavramları arasında karşılaştırma yapılarak doğrudan bu sonuca ulaşılabilir mi? Bu iddiayı desteklemek için daha fazla anatomik yapıyı incelememiz gerekiyor, tıpkı aşağıdaki gibi:
- Çene kasları ve çiğneme
- Ağız açılışları ve diş yapıları
- Bağırsak uzunlukları
- Böbrek, karaciğer ve mide yapıları hatta mide Ph derecesi
| ÇENE KASLARI | ÇİĞNEME | |||
| Etçil Hayvan | Temporalis | Etçil Hayvan | Çiğneme yok; gıda bütün yutuluyor | |
| Otçul Hayvan | Masseter ve Pterygoids | Otçul Hayvan | Uzun çiğneme yapılıyor | |
| Hem Et Hem Ot | Temporalis | Hem Et Hem Ot | Gıda bütün yutuluyor ve/veya Basit Çiğneme | |
| İnsan | Masseter ve Pterygoids | İnsan | Uzun çiğneme yapılıyor | |
| AĞIZ AÇILIŞI | DİŞLER (AZI DİŞLERİ) | |||
| Etçil Hayvan | Büyük | Etçil Hayvan | Keskin, Sivri, Bıçak Şeklinde | |
| Otçul Hayvan | Küçük | Otçul Hayvan | Uçları Tırtıklı, Yassı Yüzeyli | |
| Hem Et Hem Ot | Büyük | Hem Et Hem Ot | Keskin ve /veya Yassı | |
| İnsan | Küçük | İnsan | Yumru Şeklinde Yüzey ve Yassı | |
| DİŞLER (ÖN / KESİCİ) | DİŞLER (KANİN) | |||
| Etçil Hayvan | Kısa ve Sivri | Etçil Hayvan | Uzun, Keskin ve Eğri | |
| Otçul Hayvan | Geniş ve Basık (kürek şekli) | Otçul Hayvan | Kısa, Küt veya Uzun (savunma için) | |
| Hem Et Hem Ot | Kısa ve Sivri | Hem Et Hem Ot | Uzun, Keskin ve Eğri | |
| İnsan | Geniş ve Basık (kürek şekli) | İnsan | Kısa ve Küt | |
| BAĞIRSAK UZUNLUĞU | KALIN BAĞIRSAK | |||
| Etçil Hayvan | Beden uzunluğunun 3 ila 6 katı | Etçil Hayvan | Basit, kısa ve düz | |
| Otçul Hayvan | Beden uzunluğunun 10 ila 12 katı | Otçul Hayvan | Uzun, karmaşık, bölümlü olabilir | |
| Hem Et Hem Ot | Beden uzunluğunun 4 ila 6 katı | Hem Et Hem Ot | Basit, kısa ve düz | |
| İnsan | Beden uzunluğunun 10 ila 11 katı | İnsan | Uzun, bölümlü | |
| BÖBREK | KARACİĞER | |||
| Etçil Hayvan | İdrar çok konsantre | Etçil Hayvan | A vitamini detokslanabilir (+) | |
| Otçul Hayvan | İdrar orta konsantre | Otçul Hayvan | A vitamini detokslanamaz (-) | |
| Hem Et Hem Ot | İdrar çok konsantre | Hem Et Hem Ot | A vitamini detokslanabilir (+) | |
| İnsan | İdrar orta konsantre | İnsan | A vitamini detokslanamaz (-) | |
| MİDE KAPASİTESİ | MİDE pH DERECESİ | |||
| Etçil Hayvan | Sindirim sistemi toplam hacminin %60 – %70’i | Etçil Hayvan | pH 1 veya daha az | |
| Otçul Hayvan | Sindirim sistemi toplam hacminin %30’undan az | Otçul Hayvan | pH 4 – 5 arası | |
| Hem Et Hem Ot | Sindirim sistemi toplam hacminin %60 – %70’i | Hem Et Hem Ot | pH 1 veya daha az | |
| İnsan | Sindirim sistemi toplam hacminin %21 – %27’si | İnsan | pH 1 – 2 arası | |
| MİDE | TÜKÜRÜK | |||
| Etçil Hayvan | Basit | Etçil Hayvan | Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok | |
| Otçul Hayvan | Basit veya birden fazla odalı | Otçul Hayvan | Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar) | |
| Hem Et Hem Ot | Basit | Hem Et Hem Ot | Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok | |
| İnsan | Basit | İnsan | Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar) | |
Anatomik düzeydeki kıyaslamaları bu şekilde toparlayabiliriz. https://tvd.org.tr/kilavuz/anatomi/ linkinden tabloya ulaşılabilirsiniz
2. Et yenilmediği durumda yeteri kadar protein ve B12 alınamaz. İnsan gelişmesi durur: Bir başka beynimize kazılan öğreti de budur. Bakliyat, kuru yemiş ve bitki tohumlarının protein oranı etlerden hiç aşağı kalır yanı yoktur. Karşılaştırmalı tabloya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz. B12 vitamini ile ilgili yanlış bir algıda hayvanların ürettiği ve et yemez isek B12 vitamini alamayacağımız yönündedir. B12 toprakta yetişen bakteriler tarafından sentezlenen bir vitamindir. Hayvanlar otladığı için topraktaki bu bakterileri de almaktadır, ancak modern endüstride yapılan uygulama hayvanlara B12 iğnesi verilerek bu açığı kapatmaya yöneliktir. İnsan vücudunda sentezi yapılamadığı için dışarıdan alınması zorunludur.
3. Et yiyen erkeklerin cinsel performansı artar: Bu algıyı kim neden yarattı nasıl bir bağlantı gerçekleştirdi emin olun kimse anlamış değil 🙂 Et tüketildiğinde bağırsak florasındaki bakteriler karnitini trimetilamine ve karaciğerde de trimetilamin oksite dönüşür. Bu molekül kolestrolü atardamar duvarına iterek plak oluşumunu hızlandırır ve kan akışını yavaşlatır. Tam aksi cinsel performansta düşüşler görülür. Burada erkeğin avcı konumuna sokulması gibi politik bir yönlendirme yapıldığı ortaya çıkıyor.
4. Et o kadar lezzetli ki vazgeçemiyorum: Etin lezzetli olduğu iddia edilirken pek çok kimyasalın, ısıl işlemin vb. gıda işlemlerini (tuz, şeker, monosodyum glutamat ve daha yüzlercesi) akılda tutmakta fayda var. İnsanlardaki bu algıya neden olduğu ile ilgili çalışmalar ayrıca var, değineceğim.
PEKİ YA SONRA
Bu kadar yoğun kampanya ve tüketici yönlendirmelerine harcanan milyarlarca dolar ile birlikte talep sürekli artmaktadır. 2050 yılındaki durumun ise FAO tarafından aşağıdaki gibi olacağı tahmin edilmektedir.

Bu öngörülerin anlatmaya çalıştığı bir diğer gerçek ise yaratacağı çevresel tahribatta olacaktır. Aşağıda görüldüğü üzere dünyanın ısınmasına neden olan sera gazları, 2050 yılına kadar, başta et ürünleri olmak üzere hayvancılık sektöründe ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu konu ile ilgili detaylı yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ET ALTERNATİFİ ÜRÜN ARAYIŞLARI
2050 yılındaki bu korkutucu tablo belli iken bu alanda yapılan bazı çalışmalara da değinmek istiyorum. İnsanların artan et talebi ile başa çıkabilmek için bazı start-up grupları, özel sektör ve eğitim kurumları ciddi bir çaba içerisine girmiş vaziyette. Bu yarışta girenler buluşlarını topluma kabul ettirebilirler ise finansal yönden de önemli ölçüde para kazanacaklarının farkında.
Bu konuya ciddi yatırım yapanlardan birisi ise “impossible foods” girişimi… Firma, insanların neden etten vazgeçemediğini tespit etmeye çalışarak burger üretmeye çalıştı. Etteki tat ve koku bileşiklerinin insanlarda yarattığı etkiyi inceledi ve bu doğrultuda ürünlerini geliştirdi. İddia ettikleri şey ise “hem demir, Fe+2”in et tercihinde büyük rol oynadığı idi. Ürünlerine hem demir ilave ettiklerinde ise özellikle çocuklarda yapılan duyusal analizlerde gerçek etten yapılan burger ile bitki içerikli olanı arasındaki farkı tespit etmede zorlandıkları görülmüştür.
Hem demirinin (Fe+2) emilimi, hem olmayan demire (Fe+3) göre daha fazladır. Etteki demirin %40’ı hem demirdir ve emilim %25-30’dur.
Hemi demirin et seçiminde bu kadar olması ve ticari bir ürün olarak satılan burgerlerde kullanılması ciddi sağlık sonuçlarını da beraberinde getirebilir. Hemi demir, hayvansal kaynaklı olduğu için et, tavuk, balık vb. pek çok et grubunda bulunur. Ancak hemi demir üzerinde 130 bin hastada yapılan bir çalışmaya göre günde 1 mg’dan fazla alınan hemi demirin koroner kalp hastalıklarını % 27 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. (Game Changers belgeselinin izlenmesini tavsiye ederim)
Bitkisel bir ürünler kullanılarak hazırlanan et ikame ürünlerinde bu konuların da göz önünde tutulmasında fayda vardır
Bir diğer alternatif ise et hücrelerinin laboratuvar ortamında geliştirilerek hamburger haline getirilmesidir. Ama özellikle laboratuvar et kavramının insanları korkutması ticari başarısı önünde önemli bir engel gibi görünüyor.
SONUÇ
Önümüzdeki dönemlerde et ikame arayışlarının hızlanacağı açıkça görülmektedir ve şirketler bu pazardan mümkün olduğunca erken pay kapmaya çalışacaktır. Tabi bu duruma da şüphe ile bakmakta yarar görüyorum: Et ikame ürünlerine geçilse bile bunların nasıl yapılacağı, çevresel etkilerinin ne olacağı, et tadının taklit edilmesi için kullanılacak içeriklerin nasıl bir duruma yol açacağı sorularını sormak, takip etmek gerekecektir.
Kaynaklar
https://wad.jrc.ec.europa.eu/livestockdistribution
https://ourworldindata.org/grapher/global-meat-projections-to-2050













