Dünyaya geldiğimizde bize hayat veren, yaşamımızın devamını sağlayan mucizevi besindir süt… Anne sütü… Kemik, zeka ve fiziksel yönden pek çok gelişimimizi anne sütüne borçluyuz. Öyle ki yeteri kadar tüketilemediği durumda acısını hayatımızın geri kalanı boyunca dahi çekebiliyoruz. Doğanın bize armağanı olan bu besleyici sıvıyı hayatımızın ilk yıllarından sonra içmeyi bırakır ve ek besinlere geçeriz. Peki ya sonra…
Evet sonrasında da süt içmeye devam edilmesi vurgulanarak bu alışkanlığın sürdürülmesi gerektiği aksi takdirde ciddi sağlık problemlerine neden olabileceği (kalsiyum eksikliği ve sonrasındaki kemik hastalıkları) anlatılmıştır. Üstelik bununla ilgili bilimsel olarak yayınlanan pek çok araştırma sonuçları da vardır. Ancak zaman geçtikçe süt içmenin bize öğretildiği gibi faydalı olmayabileceği ile ilgili çalışmalar da hız kazanmış ve bazı bulgular sağlıklı olmasının tam tersine, kemik erimesini hızlandırdığını ortaya koymuştur. Diğer bir deyişle; yıllardır uygulanan alışkanlığın sağlıksız olduğu ve süt içiminin terkedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kafaların karışması normal…
Neye güvenmemiz gerekiyor? Özellikle ortada iki taraflı bilimsel yayınlar varken hangisini uygulamalıyız?
Bu soruya cevap verirken dikkatli düşünmemiz ve bize verilen bilimsel bulguların günlük hayattaki görünür, izlenebilir veriler ile çelişmemesi gerekiyor.
Melton ve arkadaşları tarafından 1993 yılında Amerika’da yapılan çalışmada kalça kırığı olasılığı özellikle 40’lı yaşlardan 50’li yaşlara kadarki dönemde sürekli arttığını ortaya koymuştur. Süt ürünlerinin en çok tüketildiği ülkelerin başında gelen Amerika’da bu oranın çıkması cidden şaşırtıcıdır.
Diğer taraftan 1992 yılında Johnell tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise özellikle 40’lı yaşlardan sonra kalça çatlakları oranlarının 8 ülkeye göre dağılımı vermiştir.
Şekil 1: 8 Avrupa ülkesindeki kalça çatlaklarının 100 bin kişide meydana görülme sıklığı

Tablo 2: 1983-1997 yılları arasında kişi başı tüketilen et ve süt miktarı


Tablo 2’de görüldüğü üzere 1983’den 1997 yılına kadar olan dönemde kişi başı tüketilen et ve süt miktarlarında artış mevcvuttur. 1997 yılından sonraki döneme ait miktarlar ise Tablo 3’de listelenmiştir.
Her iki tablonun bize anlattığı net bir durum var ki dünyadaki süt ürünleri tüketim miktarları ciddi boyutlarda olmasına rağmen buna paralel olarak kalça çatlaklarındaki artışlarda yukarı doğru çıkmaya eğilimlidir.
1990 yılındaki veriler ile kıyaslandığında 2050 yılına kadar, kalça çatlakları oranı erkeklerde % 310, kadınlarda ise % 240 oranında artış göstereceği Gullberg ve arkadaşları tarafından 1997 yılında gerçekleşen çalışmasında ön görülmüştür.
Bilimsel veriler ile günlük hayattaki pratiklerin çelişmemesi gerektiğini yazının başında da belirtmiştim. Toparlayacak olursak, dünyada kişi başına tüketilen süt miktarı dikkat çekici olmasına rağmen neden kemik hastalıkları bu kadar çok artıyor? Anne sütü bırakıldıktan sonra dahi süt içilmesi gerektiğini, aksi takdirde kalsiyum yetersizliğinden dolayı kemik hastalıklarına yakalanacağımızı söyleyen kaynaklar, yukarıdaki veriler ile kıyaslandığında, çelişkili ve sorgulanmaya değer görünüyor.
Belki de sorunu başka yerde aramalı ve bakış açımızı değiştirmeliyiz.
Kaynaklar:
Johnell, B. Gullberg, E. Allander, J. A. Kanis and the MEDOS Study Group., The Apparent Incidence of Hip Fracture in Europe: A Study of National Register Sources. Osteoporosis Int (1992) 2:298-302
Delgado L.C., Rising Consumption of Meat and Milk in Developing Countries Has Created a New Food Revolution. International Food Policy Research Institute, Washington, D.C. 20006
Kart, Ö.Ç.M ve Demircan.,V., Dünyada ve Türkiye’de Süt ve Süt Ürünleri Üretimi, Tüketimi ve Ticaretindeki Gelişmeler. Akademik Gıda 12(1) (2014) 78-96
Gullberg B, Johnell O, Kanis JA (1997) World-wide projections for hip fracture. Osteoporos Int 7:407










