Küresel ısınma ile ilgili pek çok araştırma yapılmaktadır. Önlem alınmadığı takdirde ise insanoğlunu bekleyen ciddi sonuçların ortaya çıkacağı öngörülmektedir. Aslına bakarsanız, küresel ısınmanın etkileri son 20 yıldır seller, kuraklıklar, mevsimlerin kaybolması vb. diğer sıra dışı olaylar ile kendini hissettirmeye başlamıştır, doğa ve canlılar üzerinde kalıcı hasarlar yaratmıştır.


Küresel ısınmaya sera gazları (karbondioksit, su buharı, metan, azot oksit ve ozon) neden olmaktadır. Buradan sera gazlarının kötü olduğu sonucu çıkmasın, çünkü eğer bu gazlar olmasa idi, dünyaya gelen ısı tutulamayacağı için buzdan bir çöl haline gelirdik. Günümüzdeki problem ise çevreyi tahrip etmemiz sonucunda bu gaz kompozisyonunun değişmeye başlamasıdır. Bu değişiklikleri görmek amacıyla bazı modellemeler yapılmaktadır. Çalışmalar, 2050 yılındaki atmosferik karbondioksit düzeyinin (550 ppm), günümüze göre (414 ppm) oldukça fazla yukarısına çıkacağını göstermektedir.

Peki doğal dengenin bozulması sadece hava olayları ile mi kendini belli ediyor?
Hayır. En belirgin değişiklikler, yukarıda bahsedilen doğa olaylarında yaşandığı için, daha küçük ölçekli gelişmeleri algılamamız zaman alabiliyor.
Gıdaların besleyiciliği üzerinde küresel ısınmanın nasıl bir etkisi var?
Bu konu üzerinde yapılan çalışmalar henüz çok sınırlı ancak, özellikle sera etkisine neden olan, karbondioksit düzeyindeki artışların, bazı ekin türlerindeki (pirinç, buğday vb.) besin içeriklerinde ne gibi değişikliklere neden olduğu incelenmeye başlanmıştır.
Melbourne Üniversitesi tarafından, ekmeklik buğday için 550 ppm karbondioksit seviyesinde yapılan çalışmada; demir’de %10, çinko’da %22 ve kalsiyum’da %15 oranında azalma tespit edilmiştir.
Özellikle tahıl ürünlerinde, demir ve çinko gibi mikro-elementlerin azalmasında, atmosferdeki karbondioksitin artmasından başka nedenler de vardır. Örneğin; yüksek fosfat ve azot ile gübrelenmiş topraklardaki tahılların, demir ve çinko yapma kabiliyetlerinde düşmeler olduğu tespit edilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü 2007 (WHO) verilerine göre, 2 milyardan fazla insan demir (Fe) ve çinko (Zn) eksikliği yaşamaktadır. Bununla birlikte; her yıl 400 bin çocuğun, buğday ya da pirincin temel besin maddesi olarak tüketildiği bölgelerde, çinko yetersizliğinden dolayı öldüğü tahmin edilmektedir. Demir eksikliğinin yaşandığı durumda ise, anemi ve psikolojik rahatsızlıklar ile fiziksel iş yapabilme yeteneğinde düşüşler gözlenmiştir.

Soutwestern Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar, buğday, arpa ve pirinç ürünlerine ait protein içeriğinin, CO2’’in 2050 yılında öngörülen seviyeye çıkması durumunda ve diğer tüm parametreler sabit bırakıldığında (toprak mineral dengesi vb.), bugünkü değerinden % 10-15 daha düşük seviyede olabileceğini göstermektedir. Aynı çalışmada, az azot içeren toprakta yetişen buğdayda protein kaybının daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
Yangzhou ve Bonn Üniversitelerinde, pirinçteki protein miktarı üzerinde yapılan benzer bir çalışmada, protein miktarında azalmaların olduğu belirlenmiştir. Tanımlayacak olursak proteinler, amino asitlerden oluşan büyük yapıdaki bileşiklerdir. Dolayısıyla bir proteinin kalitesi, içeriğindeki amino asitlerin çeşitliliği ile ölçülür.
Amino asitleri de ikiye ayırabiliriz; vücutta sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması zorunlu olanlar “elzem amino asit”, vücutta sentezlenenler de “elzem olmayan amino asit” olarak adlandırılmaktadır.
Pirinçlerde toplam amino asit miktarının (elzem + elzem olmayan) tespitine yönelik yapılan başka bir çalışmada ise; karbondioksit seviyesinin 600 ppm’e çıkarıldığı durumda lisin, treonin, metionin, fenilalenin, lösin ve izolösin gibi elzem amino asit oranlarında %30 seviyelerinde azalmanın olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; bu alanda yapılan çalışmalar henüz çok yeni ve kısıtlı olmasına rağmen, bir konuda önemli bir veri sağlamaktadır. En çok tüketilen tahıllardan olan buğday ve pirincin besleyiciliği, atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artmasından dolayı azalmakta ve karbonhidrat seviyesi yükselmektedir. Karbondioksitin önümüzdeki dönemlerdeki yükselişinin, diğer tahıl gruplarında da benzer sonuçlara neden olacağı öngörülmektedir.
Kaynaklar:
G.D, Robin., K. Marija., W.M, Ross. How much nutritional iron deficiency in humans globally is due to an underlying zinc deficiency: Advances in Agronomy, Volume 112 (2012), p7
Fernando et al. Rising atmospheric CO2 concentration affects mineral nutrient and protein concentration of wheat grain: Food Chemistry 133 (2012) 1307–1311
Mark et al.The impact of elevated CO2 on the elemental concentrations of field-grown rice grains: Field Crops Research 88 (2004) 279–286
T.R Daniel., M. Brian., A. Holly. Effects of elevated CO2 on the protein concentration of food crops: a meta-analysis: Global Change Biology (2008) 14, 565–575
Wang et al. The impact of atmospheric CO2 concentration enrichment on rice quality – A research review: Acta Ecologica Sinica 31 (2011) 277–282










