Kopenhag Gezisi

0
1793

İskandinav ülkelerinin (İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda) eğitim, ekonomi, politika, insan hakları ve pek çok konuda ileri seviyelerde olduğunu hep duymuşuzdur. Bu meraktı beni Danimarka’ya gönderen… ( Aslında bir diğer neden ise ucuz uçak bileti  😀 ) Kasım ayında gitmenin bazı dezavantajları olsa da, kesinlikle gezi rotasına dahil edilmesi gereken ülkelerden… Zaten herhangi bir İskandinav ülkesini gördüğünüzde, diğer ülkeler için de plan yapmaya başlıyorsunuz.

Kopenhag, Danimarka gezisi planlamasında ilk akla gelecek yerlerden birisi. 5,5 milyon nüfuslu ülkede, yaklaşık 1,2 milyon kişi burada yaşıyor, İstanbul’un yaklaşık 1/10’una denk geliyor. Danca isminin anlamı “tüccar limanı” olan Kopenhag, geçmişte bu konumunu gayet iyi kullanmıştır.

Danimarka’ya gitmeden önce Schengen vizenizin olması gerekiyor. Havalimanı sınır polisi Schengen vizeniz olsa bile girişinize izin vermeyebiliyor. Sıkı kontrol ile karşılaştığımı söyleyebilirim: Neden geldiniz? Nereleri gezeceksiniz? Otel rezervasyonunuza bakabilir miyiz? Kaç gün kalacaksınız?, Uzatma ihtimaliniz var mı? Başka ülkeye gidecek misiniz? Bazı turistleri de almadıklarını ya da işlemlerini uzattıklarına şahit oldum. Planlama yapacak iseniz, otel rezervasyonu ve gidecek yerleri en azından netleştirmenizi öneririm.

Gezi detaylarına girmeden önce ulaşım, barınma ve yeme-içme noktalarına biraz açıklık getirmek istiyorum.

Ulaşım

İstanbul gibi dağınık ve kalabalık bir metropolden Kopenhag’a gittiğinizde, havalimanında bir şeylerin değişmeye başladığını hissediyorsunuz. Havalimanı, doğrudan metro ile bağlantılı ve merkeze çok hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün. Metro istasyonu 4 Zone’a bölünmüş, Norreport durağını merkez olarak adlandırabiliriz. Havalimanından sonra (Kobenhavns Lufthavn) yaklaşık 9 durak gidiyorsunuz.

Kopenhag gezisinde ulaşım en az sıkıntı oluşturacak noktalardan, çünkü pek çok yeri yürüyerek keşfetmiştim. Ayrıca gezi amacınıza uygun olarak Copenhagen Card almanız faydalı olabilir. Bu kartın 24, 48, 72 ve 120 saatlik seçenekleri mevcut. Seçeceğiniz kart özelliği doğrultusunda, ilk kullanımdan itibaren geçerli olmak üzere müze, kanal turu ve ulaşımdan sınırsız bir şekilde faydalanabiliyorsunuz. Kartın fiziksel haline sahip olabilirken, dijital olanı da kullanmanız mümkün. Mailinize gelen kodu, uygulamaya girdiğiniz takdirde rahatlıkla kullanmaya başlıyorsunuz. Kod mail olarak bana gelmesine ve uygulamada tanıtmamda sorun olmasına rağmen, binişlerde talep edildiği takdirde görevliye bu kodu göstermem yeterli olmuştu. Ulaşım derken, şehir içindeki bisikletleri bu kart kapsamı içerisinde kullanamıyorsunuz. Kullanmak isterseniz bunun için telefona ilgili aplikasyonu indirip, kredi kartı ile dakika satın almanız gerekiyor.

Barınma

Kalacak yeri Booking.com üzerinden ayarlamıştım. Kopenhag merkezinde “Hostel Jorgensen”adında bir hostelde geceyi geçirdim. 4 Mart 2020 tarihindeki fiyatına baktığımda bir gece için vergi ve ücretler dahil 179 TL’lik bir fiyat çıkıyor (nevresim ücreti ve kahvaltı hariç)  Hostel, fiyatına göre gayet iyi ve gidecekler için rahatlıkla önerebilirim. Tabi hostelde kalmak istemeyenler için otellerde seçenek olabilir ancak bunun için daha fazla bütçe ayırmanız gerekecek.

Yeme-içme

Gelecek olanlar için uyarımı yapayım: Gitmeden önce yeme-içme bütçenizi iyice ayarlayın, çünkü Dünya’nın en pahalı 5. ülkesine gideceksiniz. Harcama yaparken, diğer Nodrik ülkelerindeki gibi her ülke kendisine ait para birimini kullanıyor. Danimarka’da da Danimarka Kronu geçerli ancak, Euro ile de alışveriş yapılabiliyor. Yanınızda belirli bir miktar nakit Kron taşımanızı öneririm. Fiyatlara gelecek olursak; kahve 55-60 Danimarka kronu civarında idi. 1 Kron şu anda 0,91 TL ve içeceğiniz kahve yüksek ihtimalle 50-55 TL arasında olacaktır. Gitmeye niyetiniz var ise Kron biriktirmeye başlayın derim.

Dürüm menü 80 TL (yanlış görmediniz)

Hemen bir hatırlatmayı da yapayım: Kron hesabınızda birikim yaptığınızda doğrudan bankaya gidip çekemiyorsunuz, önce sizden talep alıyorlar sonraki gün gidip çekebiliyorsunuz. Tabi ki döviz bürolarından da anında Kron almanız mümkün. Devam edelim; Yemek ve atıştırmalık için pek çok noktada “7 eleven” mağazalarını bulabilir, meydanlarda içme suyu musluklarından faydalanabilirsiniz (kısıtlı bütçesi olanlar için suya para vermek can yakabilir)

Kopenhag gezisini üç gece için planlamıştım. Ancak teori ile pratik pek tutmadı diyebilirim (iki gün Kopenhag bir gün Malmö olarak plan değişti). Sokaklarında yürümeye başladığımda dikkatimi ilk çeken şey bisikletin etkin bir ulaşım aracı olarak kullanılması idi. Soğuk sıcak fark etmiyor kısacası. Bir ara ciddi yağmur yağmasına rağmen fazlaca bisiklet ile sokaklarda dolaşan insanları burada görmüştüm. Buradaki insanların bu gibi durumda mottosu: Kötü hava yoktur, kötü seçilmiş giysi vardır 😉

Diğer dikkatimi çeken şey ise; giyimde çok sade bir tarzı benimsemişler, abartıdan uzaklar… (İsveç’de de durum pek farklı değildi, neyse orayı karıştırmayalım J ) Sadece giyim değil tabi ki, mimari olarak da sadelik hakim ve özellikte sokaklarda, binalarda çok ince şeyler düşünülmüş. Minimalizm akımının neden İskandinavya’dan çıktığını burada daha iyi anlıyorsunuz.

Gözlemlerimden bir tanesi ise 3 günlük süre içerisinde gittiğim pub, kahve, market vb. yerlerde kadın çalışan sayısının ciddi ölçüde fazla olmasıydı. Şöyle ki; 2-3 erkek çalışan bu süre içerisinde görmüşümdür.

Buraya gelecek olanlar için iyi bir diğer haber ise eğer İngilizce birazcık biliyorsanız sıkıntı yaşamayacağınızdır. İletişim kurduğum tüm Danimarkalılar gayet iyi İngilizce konuşabiliyordu. (Ortaokuldan beri İngilizce öğretilen eğitim sistemimizde konuşan sayısını herkes kendi içinde yapsın derim)

Buraya geldiğinizde nereleri gezeceksiniz peki, karar veremeyenler için önerilerime geçiyorum.

Nyhavn Kanalında Tur

Kanal Kopenhag merkezinde olması nedeniyle ulaşım zor olmuyor. Burası bir liman şehri olduğu için kanalları sıklıkla görebilirsiniz. Kanal gezisinin güzel bir avantajı rehberli olması ve tur sırasında tarihi ve kanal çevresindeki pek çok bina hakkında bilgi sahibi alabilmeniz oluyor. Gezme konusunda karar veremiyorsanız bu turda bazı yapıları görüp planı yapabilirsiniz.

Tur sırasında kanalın bazı noktaları o kadar sıkışık bir hale geliyor ki botlar neredeyse sıfır pay ile köprüyü geçiyor bir de gezi sırasında kafanıza dikkat etmeniz gerekiyor, bununla ilgili fazlaca uyarılar yapılıyor.

Gittiğimde Noel hazırlıkları başladığı için pazarlar kurulmuştu. Bir anda kendinizi pazar içinde bulup, sıcak şarap içerken bulabilirsiniz. Bu turun bedeli ise; yaklaşık 120 Kron civarı bir şeydi.

Round Tower

Bu kule de oldukça merkezi bir yerde bulunuyor. Aslında buras,ı 17.yy’da inşa edilen Avrupa’nın en eski gözlem evi. 4. Christian tarafından yapılan bu kule, Danimarkalı ünlü astronom Tycho Brahe’ın 1601 yılında ölmesi sonrasında, onun araştırmalarının devam etmesi amacıyla inşa ettirilmiş.

Danish Royal Library

17.yy’dan beri Danimarka’da yayınlanan tüm kitapları bulabileceğiniz dünyanın 8. büyük kütüphanesi. Burada 30 milyonun üzerinde kayıtlı öğe bulunuyor. Açıkçası gezi planımda burası yoktu, ancak kanal turu sayesinde fikrimi değiştirip gelmek istedim. Girişte hiçbir engel ile karşılaşmadım, zaten nedense yabancı da hissetmedim. Kıyaslama yapmayayım diyorum ama neyse… Kısacası arkadaşlar, buraya giriş gayet kolay, sizden saçma sapan belge vb. şeyler talep etmiyorlar. Konu kitap ve eğitim ise gerisi teferruat burada.

Botanical Garden

Yanından geçip ancak gidemediğim, daha doğrusu gittiğim dönemde geçici bir süre kapalı olan yerdir kendisi. 1600 yılında kurulmuş ve Kopenhag Üniversitesine tarafından araştırma amaçlı da kullanılan bir yer. Burayı popüler yapan şey ise içerisinde 27 tane “glasshouses” olarak adlandırılan yapıların olması. Giderken uğrayın, benim yerime de görün 😀

Danish War Museum

IV Christian tarafından 1604 yılında inşa ettirilen bu yapı, mühimmat deposu olarak kullanılmış, 1928’de ise şimdiki müze halini almıştır. Danimarka’nın popüler gezi mekanlarından sıyrılmak için fazlasıyla önerebileceğim bir yer. Yapı iki katlı, dışarıdan küçük gibi görünse de içerisini anlayarak ve tarihini sindirerek gezmek için 3-4 saatin ayrılması gerek.

İlk katında sizi Danimarka’nın kullandığı silahlar kronolojik sıra ile karşılayacak. Topların sergilendiği alanın tam karşısındaki duvarda ise 11 Eylül saldırılarından sonra Afganistan’a birlik yolladıkları dönemde partilerin konu hakkındaki görüşlerini bulabileceğiniz bir alan ayrılmış.

Bu alanın hemen arka tarafında Danimarka askeri birliğin Afganistan’da ki kaldığı hat canlandırılmaya çalışılmış. Pusuya düşürülüp askeri aracın patladığı bir ortamda yine bu bölümde bulunuyor. Bu alandan içeri girdiğinizde savaş ortamı gerek ses gerekse ışık oyunları ile hissettirilmeye çalışılmış.

         

İkinci katta ise 16 yy’dan başlayarak günümüze kadar Kopenhag limanının tarihsel gelişiminin anlatıldığı üç büyük maket bulunmakta. Kulaklığı takıp, “start” butonuna bastığınız anda anlatım başlıyor. Anlatılan yerin kolay takip edilebilmesi için mekanlar üzerine aydınlatma getirilmiş ve gayet akıcı bir şekilde bilgi almanız sağlanmış.

Bu alanda ayrıca, Danimarka’nın deniz gücünün gelişimi, Hitler Almanyası dönemindeki olaylar, Amerika ile olan mütteffiği ve aldığı askeri yardımlar hakkında da bilgi alabiliyorsunuz. Kültürel gezi planlaması yaparsanız buraya gelmeniz yerinde bir karar olacaktır, çünkü bir ülkenin tarihi hakkında bilgi aldığınızda, insanları hakkında az da olsa görüş sahibi olabiliyorsunuz.

Savaş müzesinin yakınındaki Parlamento binasındaki makam araçlarını aşağıda görebilirsiniz 🙂

Opera Binası

Dünyanın en modern opera binaları arasında olan yapı, 2004 yılında tamamlanmış ve 500 milyon $ bütçe ile inşa edilmiştir. Amelinborg sarayının (Danimarka Kraliyet ailesinin kaldığı yer) hemen karşısında,  Nyhavn kanalından bot turu ile bu yapıyı görmeniz mümkün. Binada müzisyenler için 110 oda ayrılmış.

Deniz Kızı Heykeli

Kopenhag’ın simgesi olan bronzdan yapılan bu heykel Avrupa’nın en değerli 5. Dünya’nın ise 20. eseri kabul ediliyor (bu kıstasları neye göre yaptıklarından emin değilim) 1913 yılında tamamlanan eser ciddi bir popülarite kazanmış ve turistlerin ilgisini çekmiştir. Pek çok şehir bu eserin kopyalarını yapıp kendi ülkelerinde sergilemektedir (Shangai, Calgary, California, Seul, Madrid vb).

Christiania

Burası Danimarka’dan bağımsızlığını 1971 yılında ilan etmiş bir mahalle. 1000 kişilik alanda yönetim biçiminin anarşizm olduğu bu mahallenin kendine ait para birimi dahi var. 1970’li yıllarda hippiler tarafından işgal edilince ve poliste çıkaramayınca “sosyal deney” amaçlı gözlemleme kararı alınmış.

   

Bölgeye gittiğinizde net bazı kurallar var ve bunlara çok dikkat ediliyor. Mahalle içinde koşmak ve fotoğraf çekmek yasak (bundan dolayı burada fotoğraf çekmedim) Fotoğraf çektiğiniz tespit edilirse hemen silinmesini istiyorlar. Ot satışı ve içmenin serbest (daha doğrusu göz yumuluyor) olduğu bu yerde çok nadir olarak polis vb. kolluk kuvvetleri geliyor ve yaklaştıklarında ise mahalle içerisinde koşu yapmak alarm olarak görüldüğü için normal zamanlarda koşmak yasaklanmış.

Barlar, ekolojik dükkanlar, hediyelik eşyalar, kafelerin olduğu keyifli bir alan burası. Danimarka’nın en çok turist çeken yerleri arasında olduğu söyleniyor. Vaktiniz varsa uğrayın derim.

Kopenhag sokaklarında karşılaşacağınız bir diğer şey ise sokak sanatçıları olacaktır. Müzisyeninden kum sanatçısına pek çok farklı alanda ilginç bulabileceğiniz yetenekleri de izleme fırsatınız olacaktır.

Akşam olunca iş çıkışında yeme-içme mekanları (gezdiğim yerler için söylüyorum) bir hayli kalabalıktı. Pub, bar ve butik restoranlar gayet sade görünümlü, gösteriş ve abartılı ışıktan uzak kalmış. Kaldığım hostelin karşısındaki “Cafe Munk” bu anlamda önerebileceğim bir yer. Vegan/Vejetaryen seçenekler de menüde ihmal edilmemiş.

Kahve molası vermek istediğinizde ise “Espresso House” bunun için iyi bir alternatif olabilir. Expresso House’lar Kopenhag’ın hemen her bölgesinde var. Bir caddede olmaz ise diğerinde mutlaka oluyor.

 

İki günlük Kopenhag keşfimden notlar bu kadar. Eğer vaktiniz var ise buradan Malmö’ye geçmeyi atlamayın çünkü arada 45 km’lik bir mesafe var. Burada “Flix Bus” iyi bir alternatif oluyor. Uygulamayı indirerek, online otobüs bileti satın alabilirsiniz. Fiyatı ise 7-10 € arasında değişiyor. En azından İsveç’i de görebilirsiniz. Not: Malmö Kopenhag’dan daha soğuktur, ona göre tedbirli gidin 🙂