Sonunda söyleyeceğim sözü şimdi söylüyorum. Siena, gezi rotamda beni en çok etkileyen yerdi. Burası Toskana bölgesinde, üç tane tepe üzerine kurulan bir ortaçağ şehri… Tarihi doku inanılmaz. Bologna’ya benzer şekilde buradaki binaların rengide kiremiti andırıyor. Kentin simgesi ise dişi kurt…

Aschius ve Senius tarafından kurulmuş olup, 1200’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişe sahip. Sanayi, tarım ve ticaret alanında hızla gelişmeye başlayınca, Floransa ile yer yer savaşmış ve bu durum yaklaşık 350-400 yıl kadar sürmüş. 1300’lü yıllarında da şehirdeki veba salgını pek çok insanın ölümüne neden olmuş (bazı kaynaklara göre % 80’i ölmüş) Siena’nın tarihi ve günümüze kadar gelen dokusu sayesinde UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmış.
Şehirde gezilecek yerler (müze vb. anlamında) Floransa kadar değil, ancak bu ortaçağ şehrinin içerisinde sokakları ve meydanları gezmek, tarihi dokunun size geçmesini sağlıyor. Kalacağınız hostelden bir harita talep ederseniz çok daha rahat bir gezi yapabilirsiniz. Siena için iki gün ayırmak mantıklı olsa da şansıma yağmur denk gelmişti. Yağmur derken bardaktan boşanırcasına olanından bahsediyorum.
Buranın en popüler yeri Piazza Del Campo Meydanı, Avrupa’nın en büyük kent meydanlarından birisi. Bu meydanın merkezinde Hükümet Sarayı, etrafında ise çok sayıda restoran ve kafeler bulunuyor. Ayrıca meydanda internet erişimi kesintisiz olarak ücretsiz bir şekilde sağlanıyor. Meydanın güzelliğini görünce çantama şarap atıp, meydanın ortasına oturarak içmiştim. Bu arada bu sanırım bir ritüel çünkü çevrede bunu yapan insanların sayısı da hiç az değildi.

Şehrin bir diğer sembolü ise Siena Katedrali, II Duomo… 1200’lü yıllarda Giovanni di Agustuno tarafından yapılmış. Katedralin içerisinde ise Donatello, Michelangelo ve Pisano’nun eserleri var. İsa’nın son akşam yemeği tablosu da yine bu katedralin içerisinde sergileniyor. Ancak uzaktan bakabilirsiniz.

Bir diğer gezilecek yere Siena Üniversitesi Botanik Bahçesini (Orto Botanico) koyabiliriz. Burası şehri çeviren surların kuzey-doğu girişinde bulunuyor. Açıkçası bahçe beklediğimden daha küçük çıktı. 5€’luk giriş ücreti (tam) tercihe göre verilebilir. Yani daha öncelikli yerleriniz kesinlikle olacaktır.


Piazza Del Campo Meydanında otururken aniden kırmızı-beyaz elbiseler ile insanlar geçit törenine başladı. Öğrendiğim kadarı ile Palio adındaki gelenek amacıyla bu geçit töreni yapılmış. Palio, Piazza Del Campo’da atların yarıştırıldığı geleneksel bir oyun oluyor (bir nevi hayvan sömürüsü L). Gelenek haline gelen Palio etkinlikleri, çevredeki insanların dikkatini fazlasıyla çekiyor. Geçit töreninde insanlar bando takımı eşliğinde şarkılar söyleyip meydanın etrafında ve ara sokaklarında turluyorlar.

Konakladığım yerlere gelince ilk gece için Siena Hostel Guidoriccio adlı bir yeri seçmiştim. Hostel ile ilgili hiçbir sorun çıkmadı. Temiz, sıcak ve rahattı. Kahvaltıdan çok bir şey beklemeyin arkadaşlar (ücrete dahil idi). Otelin tek dezavantajı ise şehir merkezine 3 km’lik bir mesafede olması idi. Otobüsler ile gayet rahat ulaşım sağlanabiliyor. Kaldığım diğer yer ise “Piccolo Hotel Etruria” idi. Siena’nın tam merkezinde olması gayet konforlu…Fiyatı ise gecelik 46€ idi. İtalya’da bütçenize uygun mutlaka bir yerler var. Bir haftalık bu gezide gayet memnun olduğumu söyleyebilirim.
Sıradaki rota ROMA…













