Beslenmenin duygusal ve fiziksel sağlığa etkisi

0
1377

Hep dillerde bir kavram…Dengeli beslenme… Peki aslında nedir bu kavram? Eminim ki pek çoğumuzun söyleyecek mutlaka birşeyi vardır. Peki daha ileri gidip beslenme şeklimize göre duygularımızda da değişkenliklerin olduğunu söylesem…

Hangi besin maddesinin bizim için ne kadar yararlı olduğunu sadece duyu organlarımıza güvenerek bilemeyiz. Beslenme alışkanlıklarımız, doğduğumuz zamandan itibaren başlar ve ilerleyen yaşlarda çevresel etkilerinde yardımıyla da şekillenir. Anne sütü ile beslenme devri bittikten sonra artık çevresel etkiler daha fazla etkisini hissettirmeye başlar. Sonrası ise kısırdöngü başlamış olur.

Çevresel etkiler deyince sadece aklımıza meteorolojik etkenler gelmemelidir. Sosyo-ekonomik ve kültürel çevre, çevre kirliliği, savaşlar, kıtlık vb pek çok konu düşünülmelidir.

Dengeli beslenmeyi en basit yolu ile “vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri gerektiği kadar alınması” olarak tanımlayabiliriz. Her ne kadar tanımını basitleştirmiş olsak da sadece bu konu ile ilgili üniversitelerde lisans programlarının olduğunu hatırlatmak isterim 🙂

Tabi ki bu yazıda bu kadar detay verilmeyecek.. Çok temel bir kaç noktadan bile bahsetsek farkındalık yaratmış oluruz:

Beyin: Vücudumuzdaki enerjiyi sömüren yaklaşık 1.5 kg ağırlığında olup vücudun % 2’sine tekabül ediyor. Ağırlığının % 2 ‘si deyip geçmeyin (yüzde oran kişilerin ağırlığına göre değişecektir), kandaki besleyici maddelerin % 30’una yakın bir kısmını tek başına bu organ tüketiyor. Dolayısıyla beslenme alışkanlığınız bu organın biyokimyasını bozabildiği gibi olumlu yönde de etkilemektedir. Huzursuzluk, depresyon ve yorgunluk gibi olumsuz özellikleri sıralayabiliriz.

Şeker: Şeker vücudumuzun ihtiyaç duyduğu ve kısaca yakıt olarak isimlendirebileceğimiz bir besin maddesidir. Şekerin üretimi 6 yy’da Hindistanda başlayıp, 18. yy’da şeker kamışı ve pancarından üretimin yaygınlaşmasıyla tüm dünyada üretilmeye ve bu doğrultuda da tüketimi artmaya başlamıştır.

Artan tüketim ve sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan sağlık problemleri şekerin o kadar da masum bir besin maddesi olmadığını ortaya çıkardı. Alman bilim insanı Otto Warburg’un 1931 yılında Nobel ödülü alan çalışmasına göre ise; kanserli hücrelerin yapısı sağlıklı hücreninkinden farklı olarak; 3-5 kat daha fazla şeker kullanıyor. Yani kanserli hücreler içinde bir nevi vazgeçilmez bir enerji kaynağı…

İşin bu yönü bir tarafa, pratik hayatta da endüstriyel şeker içeren ürünlerin tüketimi neticesinde kişilerin meyve tüketimlerinin de bu oranda düştüğünü göreceksiniz.

Şekerin vücuda girdikten sonraki yarattığı etkileri aşağıdaki bu linkte ayrıca izleyebilirsiniz. Bu video aslında şeker bağımlılığına vurgu yapmakta. https://www.youtube.com/watch?v=lEXBxijQREo

İngiltere’de bir cezaevinde, 231 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada vitamin, mineral ve önemli yağ asitlerinin bulunduğu kapsüllerin kullanımının, cezaevinde kavga oranını %37 azalttığı tespit edilmesi de besin tüketim şekline bağlı olarak insanların davranışlarının değişebileceğini gösteren önemli bir çalışmadır.

Günümüzde pek çok insanda sıklıkla ortaya çıkma ihtimali olan depresyonun, ruhsal bir olaydan ziyade beynin biyokimyasının bozulmasından kaynaklandığı yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir. Peki bunun besinlerle ilgisi nedir? Çok fazla detaya inmeden anlatmaya çalışayım:

Amino-asit etkisi: Bilindiği gibi sinirsel iletimimizin kusursuz bir şekilde sağlanması için vücudumuz nörotransmitter madde dediğimiz kimyasalları salgılamaktadır. Bu kimyasallardan olan nöroepinefrinin yetersiz olması ile depresyonun tetiklenebileceği tespit edilmiştir. Peki bu maddenin salgılanması için neye ihtiyaç var?

Cevap: Tirozin. Bu amino asit aslında peynirlerde sıklıkla bulunuyor.

Doğum kontrol hapı kullanımının nöroepinefrini azalttığı ve bunun sonucunda da kişilerde olumsuz duygusal değişikliklerin oluştuğu da artık bilinmektedir.

Özellikle stresli zamanlarda ve baskı altındayken beynimizin salgılamış olduğu hormonlar ile duygu durum değişikliği meydana geliyor. Kısacası; insan fiziksel, kimyasal ve biyolojik bir varlık olduğu için çevresinde bu yönde olan her türlü değişim duygularımızı da etkiliyor.

Konuyu biraz dağıttık gibi J …toparlayacak olursak: bizleri sevindiren, mutlu olmamızı sağlayan, motivasyonumuzu arttıran aslında vücudumuzdaki biyokimyasal olaylardır ve bu olayların sonucunda açığa çıkarılan hormonlardır. Şöyle ki: bunlardan mutluluk hormonu olarak en bilineni ise seratonindir.

Seratonin: Mutluluk hormonu olarak bilinir. Yani vücutta bu varsa keyifliyiz, rahatız, mutluyuz gibi gibi.. J Beslenme şeklimizden doğrudan etkilenen bir yapıya sahiptir. Salgılanması için de triptofan adı verilen ve vücutta sentezlenemeyen bir amino asit gereklidir. Kısacası bu hormonu salgılamak istiyorsak haliyle hammaddeyide vermemiz gerekecektir. Soruları duyar gibi oluyorum…

  • Acaba hangi besinlerde triptofan var?
  • Cevap: Soya fasülyesi, soyulmamış pirinç, bezelye, ceviz, mısır ve daha birçok besin maddesiyle vucuda alınabilir. Besinlerdeki miktarı besinden besine değişiklik göstermektedir. Yukarda sayılan besinlerde yapısında en çok Triptofan amino asidini ihtiva eden besin soya fasülyesidir1

Yetersiz besin tüketiminde ihtiyaç duyacağımız bu maddeleri alamayacağımız için ticari olarak satılan takviye ürünlerde kullanılabilir.

Besin kaynaklarımıza dikkat ederek yanına birde sporu ekleyip sigara vb diğer kötü alışkanlıkları da çıkardığımızda işte o zaman tadından yenmiyor. (Fazla şey mi istedim acaba ?….)

Anlatılacak o kadar çok şey varki… Şimdilik burda bırakalım. 🙂 Tüm bu süreçleri anlatmaya ne sayfalar yeter ne de sizlerin okuyacak zamanı… Sonuçta beslenme danışmanlığı vermiyoruz sadece bu olayın düşündüğünüzden daha önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. Bir arabaya yakıt ya da yağ alırken bile elimizden geldiği kadar kaliteli olanını seçmeye çalışıyoruz ki ilerde bize sıkıntı çıkarmasın. Bir zahmet bu mantığı kendimiz için de işletelim J

Not: Yukarıda bahsedilenlerden kesinlikle sadece yiyeceklerimize dikkat ederek mutlu olabileceğimiz anlamını çıkarmayın J. Ancak zincirin önemli bir halkası olarak düşünün.