Tarih, gastronomi, şarap, kültür, doğa… hepsini bir arada barındıran heyecan verici bir ülke. Bu yazıda İtalya ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Kim bilir belki de, İtalya’ya gidecek olanlar için ilham kaynağı oluruz aynı zamanda ipuçlarını da yakalayabilirsiniz.

Neden İtalya sorusuna cevap, birkaç şekilde verilebilir. Öncelikle insanı ilk cezbeden durum tarihte saklı, çünkü bilindiği üzere Rönesansın temelleri bu ülkede atılmış, bir de ülke için önemli bir yere sahip Medici ailesi var. Aile, aynı zamanda Medici Bankası ile bankacılık alanında ağırlığını dünyada hissettirmiş, Michelengelo, Da Vinci, ve Boticelli gibi sanatçılara destek olmuş ve 400 yıl Floransa’da iktidarda kalmış…Dolayısıyla, İtalya denilince de ilk akla gelen şehirlerden birisinin Floransa olması şaşırtıcı değil (Roma’da olabilir)


Elbette şarap ve gastronomi gezi planı yapacaklar için atlanmaması gereken konulardan. Şahane İtalyan şaraplarına çok uygun fiyatlara ulaşabiliyorsunuz. Ravioli, risotto, tiramisu ve pizzalarının da kendine özgü yapıları var. Kısacası İtalya’ya gitmek için çok fazla neden var ve bütçenize göre şekillendirebilirsiniz.
Kendi planıma gelecek olursam, rotamı Bologna, Floransa, Rimini, San Marino, Siena ve Roma olacak şekilde belirledim. Siena ve Roma için iki günlük, diğer yerler için ise bir gün ayırdım. Ayrıca kalacak yerde Booking.com tercihim oldu. Hostellerde kalmak çok uygun olduğu için geriye kalan parayı ulaşım, yeme-içme ve müze gezilerine bıraktım.
Ulaşım, yeme-içme ve müze konularında ipuçlarına geliyorum.
Ulaşım: Arkadaşlar eğer İtalya’ya ilk defa gelecekseniz, çevrimdışı olarak yönünüzü bulacağınız bir haritayı (Google maps hayatımı kurtardı diyebilirim), yine çevrimdışı olarak kullanabileceğiniz İtalyanca-Türkçe, Türkçe-İngilizce sözlükleri (Google Translate), mutlaka edinin. Çünkü ülkeye ayak bastığınız an GSM operatörlerinin fahiş fiyatlarına maruz kalmamış olursunuz. Gözlemlediğim bir diğer nokta, havalimanında wireless internet erişimi gayet sorunsuz çalışıyor, içiniz rahat olsun.

Havalimanından Bologna şehir merkezine gitmek için öncelikle bilet almanız gerekiyor (havalimanında şehir merkezine 9 km’lik bir mesafe var). Bunu iki şekilde yapabiliyorsunuz. İlki online olarak, ikincisi havalimanında kredi kartı ya da nakit ile terminallerde… Ulaşım olarak ise üç alternatif mevcut: Public transport, shuttle ya da taxi. En uygunu ise toplu taşıma araçları arkadaşlar, 6€ gibi bir fiyatı vardı. Havalimanına inince kredi kartı ile biletmatiklerden bilet alırım diyordum, ancak kredi kartını makine okumayınca internet üzerinde aldım. https://aerobus.bo.it/en linkinden biletinizi aldığınızda, mail adresinize QR-kod gönderiliyor ve bu kodu tekrardan makineye tarattırdığınızda biletiniz çıkmış oluyor. Sakın elinizdeki QR-kod ile otobüs sırasına girmeyin, çünkü binemezsiniz.
Şehir merkezinden başlayarak yürüyerek Bologna’yı keşfetmeniz mümkün ancak önerim, gideceğiniz yerleri de çevrimdışı haritanıza iğnelemeniz olacaktır. Bu size zamanınızı çok iyi kullanma fırsatı verir.
İtalya’da başka şehirlere gezme planı yaptı iseniz tren ve otobüs firmalarını rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tam burada size Omio uygulamasını öneririm. Belirlediğiniz gün ve saatlerde tren ve otobüs alternatiflerini görebilirsiniz.
İtalya’nın ulaşım altyapısı gayet iyi ve anlaşılır. Burada bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum ancak hatırlatmadan geçmeyeceğim: Sakın trenlere kaçak binmeye çalışmayın.

Kondüktör vagon-vagon gezip bilet kontrolü yapıyor. Eğer biletsiz binerseniz sanırım 600€ civarında bir ceza ödüyorsunuz. Trene binerken bir diğer önemli nokta ise aldığınız biletleri istasyonlardaki “validatörlere” onaylatmanız olacaktır. Validatör aşağıda 🙂 Ben ilk binişimde onaylatmamıştım ancak kondüktör turist olduğumu anlayınca sorun çıkarmamıştı.

Tramvay yok mu diyecekseniz? Var ama burada uygulama biraz değişik geldi bana. Çünkü Roma’da tramvaya binerken turnike yoktu (gittiğim şehirlerin hiçbirisinde yoktu) Tramvaya doğrudan bir engelleme ile karşılaşmadan binebiliyorsunuz. Biletinizi ise bu defa tramvay içindeki validatörlerde onaylatmanız gerekiyor. Karşılıklı güven var sonuçta. Ancak tramvaya binen kimsenin bilet okutmadığını görünce şaşırdım. Yürümeyi çok sevdiğim için tramvayı çok az kullandım ancak kimsenin para verme gibi bir niyeti olmadığını Roma’da anladım. Yolculuk sırasında nadir olarak kontrol yapılıyormuş. Siz yine biletsiz binmeyin. Ulaşım konusu böyle arkadaşlar.
Yeme-içme: İtalya’ya geldik, peki ne yiyip ne içeceğiz? Alternatifler de fazlası ile var. Yeme-içmeye fazla bütçe ayırmak istemeyen gezginler için önerebileceğim şey, marketler olacaktır. Gezdiğim lokasyonların tümünde her seviyeye göre yemek yiyebiliyorsunuz. Market olarak “coop”’lar çok yaygın dilerseniz dilim pizza, kruvasan vb şeyleri çok uyguna alabilirsiniz. Alternatiflerin fazla olmasına rağmen vegan içerikli ürünlerin bulmak benim için çok kolay olmadı. Bologna’da bir yer bulmuştum ama maalesef o da kapalı idi. Kısacası şehir merkezine ulaştığınızda, bütçe dostu marketleri keşfetmek işinize önemli ölçüde yarayacaktır.


Bologna, Floransa, Rimini, Siena ve Roma’da butik yemek satan pek çok işletme var. Özellikle Siena’da dilim pizza ve bira satan pek çok yerin olması keyif vericiydi. Dilimi, 2-3 € arasında cidden çok iyi pizzalara ulaşabiliyorsunuz.
Yeni ürünler de tabiki keşfettim. Meyve suyu ambalajında marketlerden şarap bulabiliyorsunuz. Ayrıca vitamin, ağrı kesiciye de rastlamıştım. Eğer, şarap ve bira ile aranız iyi ise cennete düştünüz J Çünkü Türkiye’de 250 TL civarında satılan şaraplara burada 5-6 €’ya almanız bir taraftan keyifli, diğer taraftan ise acıklı. Aşağıda ise coop’daki şarap fiyatlarını bulabilirsiniz.

İtalya deyince kahve kültürünü de atlamamamız gerekiyor. Hemen her yerde butik, şık ve keyifli pek çok cafe bulacaksınız. Fiyatlar tabiki çok uygun. Americano istediğimde hemen her yerde karşılaştığım soru “Kokteyl mi yoksa kahve mi? olmuştu. Buna göre tercihinizi yapabilirsiniz. Fiyatlar ise en fazla 2,5 € vermiştim ki oda havalimanında idi.

Yeme-içme konusunda bu kadar şeyle karşılaşınca Euro’yu 6 ile bile çarpsam, Türkiye’ye göre ucuza gelen pek çok yer ile karşılaştım. Butik restoran tarafında da durum çok farklı değil. Düşünün, Floransa gibi turistik bir yerdesiniz ve restorana gitmek istediniz. Menüler genellikle dış mekanda olduğundan ve fiyatlar da üzerinde yazdığından girip-giremeyeceğinize karar verebiliyorsunuz. Turistik yerlerde 15 €’ya bütün pizza ve bir kadeh şarap rahatlıkla içebilirsiniz.
Ne yazık ki Bologna gezimin en zayıf lokasyonu idi. Çünkü uçaktan 14:30’da inince, pasaport kontrolü şehir merkezine ulaşım derken, saat 16:00’e doğru ancak kendimi merkezde bulabildim. Bir de acıkınca ve yemek için yer arayınca saat 17:30-18:00’a doğru ancak kendime gelebilmiştim ki planladığım müzelere girmem maalesef olanaksız hale geldi. Neyse sağlık olsun, daha önümüzde 7 gece daha var.


San Petronio Bazilikası, Bologna Asinelli Kuleleri, Pinocoteca Nazionale, Bologna Üniversistesi ve Maiggiori Meydanı bölgenin gezilmeye değer yerlerinden. Zaten kendinizi sokakların akışına bıraktığınızda spontane bir yürüyüş içinde olmamanız mümkün değil.


Yeme-içme konusuna tekrar gelelim: Bologna Üniversitesinden kaynaklanan öğrenci yoğunluğundan, öğrencilerin gittiği yerleri takip etmeniz yeterli.
Burada kaldığım hostel hakkında da bilgi vermek istiyorum. Seçtiğim hostellerin hepsi uygun fiyatlı idi ancak beklentimi fazlaca karşıladığını söyleyebilirim. Bolognada “Hostel II Nosadillo” adlı bir yerde kalmıştım. Gayet keyifli bir yerdi. Ortak alanda kitap okuyayım derken bir anda insanların gelmesi ile önce muhabbet sonra da oyun oynayalım derken 6 saati hiç ettiğimizi hatırlıyorum. Bulunduğum konum yürüme mesafesi ile otobüs duraklarına yakın olduğu için doğrudan Floransa’ya giden otobüse çok kolay bir şekilde ulaşmıştım. Burada bir tavsiyem olacak: Birden fazla şehre gitmeye karar verdi iseniz mutlaka önceden nereden bineceğinizi gidip görün, çünkü sonraki gün stresini yaşamamış olursunuz.












