Ana Sayfa Ekoloji Gana: Kapitalist Dünya’nın elektronik çöplüğü

Gana: Kapitalist Dünya’nın elektronik çöplüğü

0
1292

Sodom ve Gomara…Eski Ahitte işlediği günahlardan dolayı gökyüzünden gelen ateşle yok edildiğine inanılan iki şehir…1924 ve 1974 yıllarında yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde Lüt gölü çevresinde Bab edh Dhra ve Numira bölgelerinde bu şehirlerin olduğu düşünülmektedir. Günümüzden yaklaşık 3600 yıl öncesinde var olup olmadığını net olarak bilemeyiz belki ama Gana’nın başkenti Akra’nın yakınlarındaki Agbogbloshie’nin, dünyanın en büyük elektronik çöplüğü olarak bu yakıştırma ile anıldığını belirtelim.

Tarihine değinecek olursak; ömrünü tamamlayan elektronik atıkların nakliyesi, 1989 yılında Basel Konvansiyonu anlaşması ile sınırlandırılmıştı. Bunun sebebi ise içerisinde barındırdığı kurşun, kadmiyum ve civanın vereceği zararlardı. Buradaki diğer amaç ise geri dönüşüm teknolojilerinin ilerletilmesini teşvik edilmesiydi. Ancak kapitalist düzenin geri dönüşüm teknolojilerine bütçe ayırmak yerine yeni ürünleri çıkarmaya çalışması bu anlaşmanın da önemini yitirmesine neden oldu.

Özellikle 1990 yıllarında bilgisayar teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler ile birlikte Avrupa ülkeleri teknolojisi eskimiş ancak çalışabilir vaziyette olan bilgisayar ve elektronik aletleri Batı Afrika’ya gönderme kararı alırlar. Aslında bu projenin ilk amacı, yoksulluk çeken Afrika’nın teknolojiden bir şekilde faydalanmasını sağlamaktı (yersen). Ancak piyasaya çok fazla sayıda sürülen yeni ürün ve daha çok harcamayı teşvik eden planlı eskitme anlayışı neticesinde bölge tam anlamıyla bir çöplüğe döndü. Özellikle Amerika’nın (buraya en çok atık gönderen ülke) ve sonrasında Avrupa’nın başını çektiği ülkeler buraya milyonlarca ton atık göndermektedir. Gittikçe artan atık ise bu bölgede bir anda kendi rant alanını yaratmış ve fakir Gana halkı kazanç sağlamak amacıyla elektronik aletlerdeki değerli madenleri (özellikle bakır) yakarak elde etmeye başlamıştır.

Çalışma şartları o kadar kötü ki bölge insanları buraya Sodom adını vermiş. Burada çalışmaya başlayan 6 yaşında çocuklar var ve sürekli bu alanda çalışan insanların 30 yaşını görmelerinin çok zor olduğu söyleniyor. Kadın ve erkekler bu bölgede kendi iş bölümlerini de yaratmış öyle ki erkekler elektronik aletleri yakıp içerisinden maden çıkarırken kadınlar da poşetler halinde içme suyu satıyor, hatta daha fazla para kazanabilmek için erkek gibi davranarak daha ağır işlerde çalışmasına bile rastlanıyor.

Dünya’da üretilen dijital atıkların yaklaşık % 60’ı legal ya da illegal bir şekilde buraya uğruyor. Ne kadar atık gelirse o kadar fazla insan da para kazanmak için bu yolu seçiyor. Burada çalışan insanların tek hayali ise güvenli bir alanda yaşama isteği. Bazıları umudunu çoktan kaybetmiş bazıları ise ilk fırsatta ülkeden kaçmayı planlıyor.

Hızlı bir şekilde dijital bir dönüşüm yaşıyoruz. Dönüşüm adına ise çevreyi yok etmeye devam ediyoruz. Bu dönüşümün amacını yitirdiği çok rahat görülüyor. Sadece çevrenize bakın. İş arasında, kahve içerken, toplu taşımada yol alırken herkes ellerindeki ekranlara bakıyor. Bilgisayar olmadan ne eğleniyoruz ne de iş yapabiliyoruz. Öylesine iletişimimiz kopuk ki empati kurma yeteneğimizi de kaybediyoruz. Her sene çevreye verdiğimiz zararı düşünmeden yeni çıkan model telefonu ya da diğer elektronik cihazları almakta birbirimizle yarışıyoruz. Çünkü bu bizi mutlu ediyor. Aslında sahte bir mutluluğu satın alarak hem kendimizi hem de çevremizi imha ediyoruz.